Hamilelik ve Doğum

  • Şub102017

    Hamileliğinizde Suçluluk Duymadan Yapacağınız 5 Şey

    Hamilelik büyülü bir dönemdir. Her annenin belki de en çok özlediği zamanlardan biridir. Vücudundaki ve manevi dünyasındaki değişiklikler heyecan vericidir. Büyük bir sabırsızlıkla bebeğinin doğacağı günü bekler anneler, bebeklerini hayal ederler.

    Sadece hamileyken yaşayacağınız bazı harika şeyler vardır. Bunları hamileyken yaptığınızda hiç suçluluk duymazsınız ve hiç kimse sizi bunlarla ilgili eleştiremez.

    1. Yemek yemek

    Herhalde yemek yemeniz konusunda hiç bu kadar ısrar edilmemiştir size. İki canlı olduğunuzu söyleyen herkes biraz daha yemeniz konusunda hemfikir. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? Özellikle de canınızın istediği her şeyi bulmak ve size sunmak da onlar için büyük bir zevk aslında.

    Hamilelik dönemi boyunca 8-12 kg arasında kilo alabilirsiniz. Zevkini çıkarın. Bu dönemde en sevdiğiniz sağlıklı yiyecekleri tüketmeye gayret edin. Tansiyonunuz ve şeker değerlerinizin normal seviyelerde olması en önemli etken. Sağlıklı bir bebek için sağlıklı bir anne gereklidir.

    1. İstediğiniz zaman kestirmek

    Bebeğiniz sizde değişikliklere neden oluyor. Çoğunlukla ilk aylarda gündüz vakitlerinde kısa uykulara ihtiyaç duyabilirsiniz. Hiç çekinmeyin, işi gücü bırakın ve kestirin.

    1. Yeni kıyafetler almak

    Özellikle ilk altı aydan sonra bebeğiniz yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor. Eski kıyafetleriniz hamileliğiniz döneminde size çok uygun olmayacak. Bebeğinizin ve sizin sağlığınız için hamileliğinize uygun, bol ve rahat kıyafetler almanızın tam sırası. Piyasada bulabileceğiniz, moda hamile kıyafetlerinden 2-3 parça ile bu dönemi geçirebilirsiniz. Sizin için bir hamile kot pantolonu, bir hamile eteği ve bir kaç t-shirt yetecektir. Banndu emzirme pançosunu da unutmayın. Hamilelik döneminizde de t-shirt ya da bluzlarınızla beraber kullanabilirsiniz

    1. Güzellik

    Hamileliğiniz boyunca kimyasallardan uzak durmanız güzelliğinizden ödün veriyor olduğunuzu göstermez. Aslında tam da tersidir. Hamilelik döneminiz vücudunuza en iyi baktığınız dönemdir. Cildiniz parlamaya başlar, gözlerinizin içi güler. Saçlarınız boyanın etkilerinden uzak doğal halleriyle kendilerine gelirler. Eğer hamile kalmaya karar verdiyseniz, hamileliğinizden önce saçlarınızı kendi doğal rengine boyatmalısınız. Böylelikle hamileliğinizde saçlarınızla ilgili herhangi bir renk sıkıntısı da yaşamamış olursunuz. Doğallık hamilelik döneminde size çok yakışır. Dünyanın en güzel kadınlarından birisiniz artık.

    1. Dünyanın merkezinde hissetmek

    Belki de yaşamın en önemli kısmındasınız. Mucize olmalı bu. Bir insan büyüyor bedeninizde. Siz kadın olmanın en hoş ve en muhteşem zamanlarındasınız. Ve evet dünyanın merkezindesiniz. Hissettiğiniz her şey, yediğiniz içtiğiniz her şey, duygularınız, kızgınlıklarınız o insanın şekillenmesinde rol oynayacak ve siz onun annesi olacaksınız.

    Etrafınızdaki insanların size bakışları değişiyor. Şefkatli, sevgi dolu bakıyorlar. Siz de daha duygusalsınız artık. Bu kadar güzel bir tecrübeyi yaşadığınız için. Keyfini çıkarın.

    BANNDU
  • Kas142015

    Ben Normal Doğum İstiyordum

    Normal doğum mu ve sezaryen mi? Bazı anneler sezaryen derken, bazı anneler de normal doğumu tercih ediyorlar. Müstakbel anneleri normal doğuma zorlamak ne kadar doğru bilemiyorum. Normal doğumun bebek ve anne için faydaları saymakla bitmiyor. Bu konuda kadınların seçim hakkı olup olmadığı da tartışılan bir konu. Ne var ki benim meselem tam tersiyle yani sezaryene zorlamakla alakalı.

    Öncelikle şunu anlamakta fayda var. Sezaryen bir doğum ya da doğurma şekli değil. Sezaryen bebeği anne rahminden alabilmek için bulunmuş bir cerrahi yöntem.

    Türkiye’de özel ve devlet hastaneleri toplamında 2014’de doğumların %52’si sezaryenle gerçekleştirilmiş. Bu oran özel hastaneler bazında %70’e yükseliyor. Dünyada sezaryenle doğum oranlarına bakıldığında ise üçüncü sıradayız. İlk sırada Çin var.

    Özel hastanelerdeki sezaryen oranlarının neden yüksek olduğunu anlamak zor değil. İlk olarak sezaryen normal doğum fiyatının ortalama olarak üç misli. İkinci olarak sezaryen (normal doğumda oluşan komplikasyonlar nedeniyle yapılan sezaryenden bahsetmiyoruz) planlanarak yapılan bir ameliyat. Yani doktorun ajandasına göre yapılan bir ameliyat, doktorun programını bozmayan, onu gece yarısı hastaneye gelmek zorunda bırakmayan bir ameliyat.

    Size bir anımı anlatayım. İstanbul Anadolu yakasının en büyük vakıf hastanelerinden birinde kontrollerimi yaptırıyordum. Doktorum da o vakıf hastanesinin Kadın Hastalıkları ve Doğum bölüm başkanıydı. Hamilelik döneminin sonlarına doğru gerçekte doğru olmayan şu sözleri söylemeye başladı; “plasentada yaşlanma var, sezaryen gerekebilir”, “bebek 4 kilo, sezaryen yapmalıyız”… ve daha hatırlayamadıklarım. Neyse konuyu uzatmadan şunu söylemeliyim ki, ben normal doğumda direndikçe kendisi daha fazla sinirlenmeye başlamıştı. Sonuç olarak biz de doktor ve hatta hastane değiştirdik. Hatta hiç unutmuyorum hamileliğimin 39. haftasında bize “Sizin yüzünüzden bu hafta sonu seminere bile gidemedim” demişti. Yani kendi programı bir hastası her an doğum yapabileceği için bozulmuştu ve bunun için de çok ama çok gergindi.

    Evet özel hastanelerdeki sezaryen oranlarının %70’lerde olmasına şaşmamak gerekir. Çoğu kadın kendi tercihiyle sezaryen ameliyatı olmayı seçiyor. Belki hem bebek hem de kendileri için normal doğumun faydalarını bilmiyorlar. Belki de korkuyorlar… Ama korkularını yenmek bilgilenmekle mümkün ve hastalarını doğru bilgilendirmek de doktorların işi değil mi?

    Her anne adayına bu konuda söyleyebileceğim iki şey var. İlk olarak doğum normal olunca daha güzeldir. Ve ikinci olarak bu güzel yolculukta size rehberlik edecek kişi doktorunuzdur. Lütfen rehberinizi seçerken çok dikkatli olun. Tüm anne adaylarına sevgilerimle…

    Bizi takip etmek isterseniz Facebook ve Instagram sayfalarımızda sizi bekliyor olacağız.

    Aylin Toklutepe

    BANNDU

İndirimler&Yenilikler