Bebek Bakımı

  • Haz162018

    Bebekle Denize Gitmek

    Bebekle Denize Gitmek ve Kabusu eğlenceye dönüştüren ipuçları

    Hava harika, güneş pırıl pırıl ve turkuaz bir çarşaf gibi deniz önünüzde. Şimdi minik bebeğinizle beraber bu güzelliği yaşamak için geldiniz plaja. Eskisinden çok daha farklı bir deneyim sizi bekliyor. Belki nasıl idare edeceğinizi düşünüyor olabilirsiniz, biraz telaşlı ya da endişeli hissedebilirsiniz. Sakin olun siz o miniğin annesisiniz, kimse sizden daha iyi bilemez bebeğinizle güzel bir gün geçirmenin yollarını. Belki sadece bir kaç ipucu çok işinize yarayabilir.

    ARTIK STRES YOK! TATİLDESİNİZ…

    Bebeğinizle ilk tatiliniz mi? Sakın stres altında kalmayın. Evet biliyoruz bu tatil daha önce gittiğiniz tatiller gibi değil. Bebeğinizle beraber yaşayacağınız ufak tefek zorlukları gülümseyerek karşılayın. Gülün ve eğlenin. 

    HANGİ SAATTE PLAJDA OLMALI?

    Bu soru için iki seçeneğimiz var. İlki sabah, saat 09:00 ile 11:00 arası; ikincisi ise 16:00’dan sonrası. Öğlen sıcağı ve güneşi hassas bebeğiniz için pek iyi olmayabilir. Mümkünse bu saatler arasında plajda olmamaya özen gösterin. 

    KUMLARDAN BEBEĞİMİZİ KORUMAK

    Bebeklerin yeni şeyleri keşfetmeleri ve onlara dokunmaları onlar için öğrenmenin en önemli parçası. Plajda iken kum ve suyla oynamaları da öyle, tabi sizin gözetiminiz altında. Eğer kumlardan bebeğinizi korumak isterseniz ufak bir şişme bebek havuzu almanız işinizi çok kolaylaştıracak. Bebeğiniz içinde oyuncaklarıyla ilgilenirken kumdan da korunmuş olacaktır.

    AH ŞU YAPIŞAN KUMLAR

    Minik ayaklar ya da eller kum içinde mi kaldı? Sorun etmeye gerek yok, plaj çantanıza mutlaka bebek pudrası koyun. Bebek pudrasıyla o yapışmış kumları pıt diye temizleyiverirsiniz.

    GÜNEŞ KREMİ 

    Plaja gitmek için yola çıkmadan önce bebeğinize mutlaka güneş kremi sürün. Bebeğiniz özellikle ilk defa güneşe bu kadar çok maruz kalıyor ise dikkatli olmakta fayda var. Koruma faktörü yüksek, mümkünse doğal ve güvenilir bir marka kullanın. Plajda geçirdiğiniz bir iki saatin ardından veya denize girip çıktıktan sonra güneş kremini mutlaka tekrar uygulayın.

    DENİZ Mİ? HAVUZ MU?

    Elbette deniz. Deniz suyunun insan vücuduna bir çok faydası var. Havuz suyunun ise yok. Faydasının olmamasının yanı sıra zararı bile olabilir. Bebeğinizi havuza değil, temiz olduğu belgelenmiş denize sokun. 

    BOL SIVI ALIN, BOL BOL EMZİRİN

    Sıcak ve güneş birleşince nasıl susuyoruz değil mi? Bebeğimiz de susuyor, onun suyu ise anne sütü. Plaja giderken yanınıza bol su, sulu meyveler ve yiyecekler almayı unutmayın. Sizin bol sıvı tüketiminiz özellikle sıcak aylarda vücudunuzun süt üretimini olumlu yönde etkileyecektir. Çok sıcak bir bölgeye gitmeyi planlıyorsanız, gitmeden önce çocuk doktorunuzla mutlaka görüşün. Size farklı öneri ve uyarıları olabilir.

    BANNDU’NUZU ALMAYI UNUTMAYIN

    Plajda en önemli şey bebeğinizi başka bir yere gitmeye ihtiyaç duymadan emzirebilmek. Yanyana dizilmiş şezlonglarda, yan tarafınızda tanımadığınız insanların arasında bebeğinizi emzirirken rahatsız mı oluyorsunuz? Rahatsız olmanıza hiç gerek yok, bebeğinizi Banndu ile özgürce emzirin. Size 360 derece örtünme sağlar, rüzgarda uçuşup açılmaz. Toplum içindeyken, emzirmeyi sıkıntılı ve stresli bir halden, bebeğinizle geçirdiğiniz en keyifli zamana dönüştürür. Aynı zamanda bebeğinizin puseti veya ana kucağı için harika bir örtüdür, güneş ya da rüzgardan onu korur. Ve gerçekten her annenin çantasında olması gerekir. Dilerseniz Banndu emzirme pançolarına bir göz gezdirin.

    BANNDU
  • Mar152017

    Yeni Doğan Bebeğinizle Dışarı Çıkmak İçin 5 İpucu

    Bebeğiyle dışarı çıkmak bir çok anneye zor gelebilir. Aslında bu sadece bir alışkanlık meselesidir. Ne kadar çok dışarı çıkarsanız, o kadar rahat edersiniz bebeğinizle. Tabi öncelikle doktorunuza bebeğinizi ilk ne zaman dışarı çıkarabileceğinizi sormalısınız. Doktorunuzun bebeğinizin sağlık durumunu göz önüne alarak verdiği tavsiyeleri mutlaka dinlemelisiniz.

    Her anne birbirinden farklı olduğu gibi her bebek de birbirinden farklı. Bazı anneler dışarıda bebekleriyle çok rahat gezdiklerini, işlerini halledebildiklerini söylerken, bazı anneler ise tam tersini hissedebilirler. Çok normal. Bazı bebekler ana kucağında saatlerce uyurken, diğerleri on dakika sonra yaygarayı koparıverir. İşte size bebeğinizle dışarı çıkarken rahatlık sağlayacak 5 önemli ve bizce hayat kurtaran ipucu.

    1. Dışarıda bebeğiniz için nelere ihtiyacınız olacağını bilin.

    Hemen şimdi oturun ve bir liste hazırlayın. Bu liste hep elinizin altında olsun. Dışarı çıkarken telaş içinde “yanıma ne alayım ben şimdi?” diye düşünmeyin. Eğer bir bebek çantası kullanıyorsanız içeriğini hep güncel tutun, hazırladığınız listedeki eşyalar her zaman temiz ve eksiksiz olarak içinde bulunsun. Size de dışarı çıkarken sadece bebeğinizi ve çantayı almak kalsın. İşte size örnek bir liste;

    • Alt açma bezi
    • Bez
    • Islak mendil
    • Pişik kremi
    • Ufak çöp torbası
    • Ter bezi
    • Bebeğinize mevsime göre giydirdiğiniz kıyafetlerden yedek bir takım
    • İlgisini çeken bir oyuncak
    • Mevsime uygun bir örtü
    • Banndu emzirme pançosu
    1. Rahatlayın, bebeğiniz mutlaka ağlayacak.

    Yeni annelerin en büyük sıkıntılarından biri bebeklerinin dışarıda ağlamalarıdır. Bu genellikle bebek ağladığında toplumun gösterdiği olumlu ya da olumsuz tepkilerden kaynaklanır. Herkes size ve bebeğinize bakar, sorular sorulur… Halbuki bebeğiniz evde ağladığında bu durumu daha soğukkanlılıkla karşılayıp bebeğinizi daha rahat sakinleştirebiliyorsunuz. Dışarıdayken bebeğinizin ağlaması sizde daha fazla stres yarattığı için bebeğiniz de bu durumdan etkileniyor. Etrafınızdaki insanları lütfen umursamayın. Bebekler sadece ağlayarak dertlerini söyleyebilirler. Yanınızda bebeğinizin ihtiyaçlarını karşılayacak her şey var. Şimdi sakin olun, telaşa kapılmanıza gerek yok. Siz ne kadar sakin ve huzurlu olursanız bebeğiniz de o kadar çabuk sakinleşecek.

    1. İlk etapta kalabalık yerlerden uzak durun.

    Hem sizin daha rahat olmanız hem de bebeğinizin sağlığı ve huzuru için ilk aylarda kalabalık yerlerden uzak durun. Alışveriş merkezleri bu dönemler için pek uygun olmayabilir. Kapalı havalandırma sistemleri, fazla kalabalık oluşu henüz birkaç aylık olan bebeğinizin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Onun yerine yakınlarınızda bulunan ufak bir pastaneye, parka, markete yürüyüşler yapabilirsiniz. Hava soğuk olsa bile uygun kıyafet seçimi ile bebeğinizin alacağı temiz hava çok daha faydalı olacaktır. İki saatten uzun gezilerinizde bebeğiniz için sling kullanabilirsiniz. Bebeklerin ana kucağında iki saatten daha uzun süre yatmamaları gerekir.

    1. Dışarıda emzirmekten çekinmeyin ve korkmayın.

    Özellikle ilk altı ay anne sütü alan bebekler her an acıkabilir, susayabilir veya sadece emmek isteyebilir. Toplum içinde emzirmek size korkutucu gelmesin. Sizi 360 derece örten, kolay ve pratik kullanıma sahip Banndu Emzirme Pançonuzla dilediğiniz yerde bebeğinizi emzirebilirsiniz. Banndu kullanan anneler bebekleriyle daha özgür olduklarını söylüyorlar.

    1. Bebeğinizin kişisel alanını korumaktan utanmayın, bu ayıp değil.

    Bebeğinizle dışarı çıktığınızda birçok insan bebeğinize dokunmak, sevmek ve hatta öpmek isteyebilir. Bu durum sizi rahatsız edecektir, çok normal. Henüz dünyaya yeni gelmiş bir bebek için yakın temas hastalıklar açısından büyük risk oluşturabilir. İnsanlara “lütfen öpmeyin, lütfen dokunmayın” demekten çekinmeyin. Size tuhaf tepkiler verseler dahi umursamayın. Bebeğinizle dışarıda rahat bir gün geçirmenin en önemli anahtarı diğer insanları fazla umursamamaktır.

    BANNDU
  • Ara052015

    Yeni Annelere İlk Aylar İçin Tavsiyeler

    Özellikle ilk aylarda yepyeni bir hayata başladığının farkına bile varamayacak kadar meşgul olur anneler. Devamlı ağlayan bebekler, sürekli emmek isteyen bebekler… Kimi zaman tuvalete bile gidecek vakit bulamayabilirsiniz, inanın…

    Yeni annenin vücudu bu yepyeni duruma adapte olmaya çalışırken duyguları da zaman zaman altüst olur. Lohusa depresyonu sözünü hiç sevmediğim için “Doğum Hüznü” diyeceğim bir durum hasıl olur kimi annelerde. Mutlu olmaları gerekirken üzgün ve umutsuz gibidirler. Hepsi hormonların suçudur…

    İlk aylarda benim de sonradan farkına vardığım bazı konulara özen göstermek gerekir. Hem doğum hüznünü (herkeste görülmez) engellemek hem de bu ilk ayları daha rahat geçirmek için.

    HAMİLELİK SÜRESİNCE OKUNACAK HERŞEYİ OKUYUN VE KONUYU KAPATIN

    Bebeğiniz ve kendiniz için hamileliğiniz boyunca öğrenilmesi gereken her şeyi öğrenmeye, okumaya çalışın. Doğumdan sonra sağlıklı bir okuma ve öğrenme için pek vaktiniz olmayabilir. Bebeğinizi kucağınıza aldığınızda sizi en çok içgüdüleriniz yönlendirecek. Eğer öğrenmeniz gerekenleri öğrenebildiyseniz artık içgüdülerinize güvenin.

    BEBEĞİNİZİN İHTİYAÇLARIYLA İLGİLENEBİLECEK BİR AİLE ÜYESİ

    Özellikle ilk bir ya da iki ay aile üyelerinin size desteği çok önemli. Anneniz, kayınvalideniz ve özellikle eşiniz elbette. Zaruri ihtiyaçlarınızı karşılayacağınız zamanlarda bebeğinizle ilgilenebilecek, güvendiğiniz birinin yanınızda olması size çok iyi gelecek. Ama yoksa ve yalnızsanız sorun değil, her şeyin bir çözümü var.

    EMZİRME DÖNEMİNİ HAFİFE ALMAYALIM

    Bebeğinizin hem fiziksel hem de duygusal en önemli ihtiyacı olan emzirme ile ilgili bilgileri hamilelik döneminde edinin. Örneğin sağlık ocaklarında emzirme ile ilgili ufak çaplı da olsa bebek hemşireleri tarafından eğitim veriliyor. Asla küçümsemeyin ve bu eğitimi alın. Emzirmek anne için de duygusal bir ihtiyaçtır. Anneler bebeğini iyi bakıp bakamadığı konusunda endişe duyarlar. Emzirmek sizleri bu endişelerden uzaklaştırır.

    Doğum için hazırladığınız hastane çantasına mutlaka iyi bir göğüs bakım kremi koyun. Ve bebeğinizi emzirmeye başladığınız andan itibaren kullanmaya başlayın.

    Her ihtimale karşı doğumdan önce süt sağma pompalarıyla ilgili ufak bir araştırma yapın. Eğer kullanmanız gerekirse hemen satın alabilirsiniz bu şekilde.

    Asla sütüm yok diye düşünmeyin. Fizyolojik bir rahatsızlık yoksa her kadının sütü vardır. Sütünüzün yeterliliği bebeğinizin boy uzaması ve baş çevresinin gelişimiyle belli olur.

    UYKUSUZLUK

    Bebeğiniz doğduğunda uykusuz kalmamak için bebeğinizle beraber siz de uyuyun. Ev işleri, yemek çok fazla önemsemeyin. Dinlenmek sizin en önemli ihtiyacınız bu dönemde.

    Maalesef çekirdek aile yapısıyla beraber bu dönem daha da zorlaştı. Çünkü evin eski düzeninde devam edebilmesi için yeni annenin doğasının dışında performans göstermesi bekleniyor. Bu bakış kesinlikle yanlıştır. Eğer sadece eşiniz, siz ve bebeğinizden oluşan bir aileyseniz ev işlerini fazla umursamayın. Vücudunuz bu dönemde sadece dinlenmek, süt üretmek ve bebeğinize bakmakla yükümlü. Diğer her şey ikinci planda kalmalıdır. Bu konudaki en önemli kural “Bebeğim uyudu ben de uyuyorum” olmalı.

    DUŞ ALIN

    Bulduğunuz her fırsatta her gün duş alın. Su sizi rahatlatacak, süt üretiminiz daha verimli olacaktır.

    YEMEK YAPMAK

    Zaman zaman yemek yapamazsınız, fırsat olmaz… Bu nedenle yakınlarınızda ev yemekleri yapan bir lokantayı gözünüze kestirin. Hatta hamilelik döneminde deneyin yemeklerini. Zorda kaldığınız günlerde kurtarıcınız olacak.

    KİLO VERMELİYİM

    Bebeğiniz doğar doğmaz kilo vermekle uğraşmayın. Hamilelik boyunca edindiğiniz beslenme alışkanlıklarını birden bire değiştirmeye çalışmayın. İnanın onun da sırası gelecek. Şu anda düşünmeniz gereken son şey kilolarınız.

    Eğer aşırı karbonhidrat tüketmez ve bol su içerseniz zaten emzirme döneminde kilolarınızdan ufak ufak kurtulmaya başlarsınız. Aceleye gerek yok…

    BEBEĞİNİZİ BOL BOL KUCAĞINIZA ALIN

    Bebeğinizi taşımanızı kolaylaştıracak Slinglerden ya da Baby Wrap denilen taşıyıcılardan faydalanın. Bebeğiniz kucağınızdayken gazını daha rahat çıkarır. Daha rahat hazmeder. Ve size yakın olduğu için çok daha sakin olacaktır. Bu konuyla ilgili “Bebeğimi kucağa alıştırırsam ne olur?” başlıklı yazıyı okumanızı öneririm.

    DIŞARI ÇIKIN

    Her gün dışarı çıkın. Soğuk sıcak demeyin çıkın. Bebeğinizi hava şartlarına uygun giydirin, çantanıza gerekli eşyaları alın ve evden çıkın. Evinize en yakın markete bile gitseniz bu size iyi gelecek. Bebeğim acıkırsa ne yaparım diye korkmayın. Dışarıda da emzirebilirsiniz.

    BEBEĞİ OLAN ANNELERLE KONUŞUN

    Sizin yaşadıklarınızı ancak diğer anneler anlayacaktır. Onlarla konuşma fırsatlarını değerlendirin. Yalnız olmadığınızı göreceksiniz. Ama unutmayın her bebek ve her anne farklıdır. Bazı bebekler çok az ağlarlar, çok uyurlar ve bazı bebekler de çok ağlarlar, az uyurlar. Kimi bebekler devamlı memede kalmak isterler, kimileri istemezler… Kendinizin ve bebeğinizin diğer anne ve bebeklerden farklı olduğunu asla unutmayın. Siz de diğer anneler gibi bebeğinizle beraber kendi yolunuzu çizeceksiniz.

    MUTLU OLUN

    Artık annesiniz. Sizi dünyasının merkezine yerleştiren bir ufaklık var artık. Mutlu olun, onu bol bol öpün, koklayın ve sevin… Bazen umutsuzluğa kapılacaksınız belki ama bilin ki bu kısa süreç çabuk geçiyor. Gaz sancıları da bitiyor, diş sancıları da… Bebeğinizin keyfini çıkarın sadece…

    Bizi takip etmek isterseniz eğer;
    FaceBook sayfamızda ve Instagram sayfamızda sizleri bekliyor olacağız.

    Sevgilerimle

    Aylin Toklutepe

    BANNDU
  • Kas142015

    Bebeğimi Kucağa Alıştırırsam Ne Olur?

    Çoğu zaman yeni annelere yapılan bir uyarıdır. “Bebeğini kucağa alıştırma, yoksa hep ister.” Bazen de kimi annelerden duyarım “Biz kucağa alıştırmadık, yattığı yerden sevdik.” Düşünüyorum da bebeklerimizi sevgiye alıştırmaktan ne kadar da korkuyoruz… Ebeveynlerin özellikle de annenin bebeğini kucağına alması, tenine değer vaziyette taşıması günümüzde bir sorun haline geldi nedense…

    BEBEKLER NEDEN KUCAKTA TAŞINMALI?

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) özellikle prematüre bebek ölümlerinin önlenmesi için, bebeklerin anne ile ten teması sağlayarak kucakta taşınmasını ve sık emzirilmesini öneriyor (2)

    Kucakta taşınan bebekler taşınmayanlara göre bakın nasıl farklılıklar gösteriyorlar merak ediyor musunuz?

    Kucakta taşınan bebekler %50 daha az ağlıyorlar.
    Daha sakinler
    Daha düzgün ve kararlı solunum hızları, kalp atım hızları ve ateş değerleri var.
    Ebeveynleriyle daha iyi ilişki kurabiliyorlar.
    Daha iyi ve daha uzun periyodlarda uyuyorlar.
    Daha iyi hazmediyorlar ve daha az kusuyorlar.
    Daha iyi gelişmiş motor becerilere sahipler. (1)

    Farklı kültürlerde bebekler neredeyse anneden hiç ayrılmadan nasıl taşınıyor bakalım mı?

    BORNEO

    borneo1

    Borneo 

    Kayan ve Kenya gibi Borneo kabilelerinde bebekler için genellikle hint kamışından örülmüş taşıyıcılar kullanılıyor. Bu taşıyıcılar genellikle boncuklarla süslenmiş ejderha, leopar ve guguk kuşu desenleriyle renklendirilmiş. Eski dönem cam boncuklar, leopar pençeleri ve leopar dişleri de süslemede kullanılır. Leopar diş ve pençelerinin bebek taşıyıcının içindeyken bebeği koruduğu düşünülür.

    ASYA (Çin, Myanmar, Vietnam, Tibet)

    asya2

    Asya

    Mei Tai
    Güneybatı Çin, Tayland, Laos ve Vietnam’da Mei Tai’ler kullanılıyor genellikle. Çift veya tek askılı Hmong tarzı taşıyıcılardır bunlar. Mei Tai’ler harika el işlemeleriyle süslenmişlerdir ve Çin orijinlidirler. Hmong’lar ise biraz daha uzundur. Anne bebeğini ister önde ister sırtında taşıyabilir.

    JAPONYA

    Onbuhimos

    Onbuhimos

    Japonyada Onbuhimos’lar kullanılıyor. Her zaman olduğu gibi Japon kültürünün maddi objelerdeki sade bakış açılası burada da kendini göstermiş. İnce tül, pamuklu ya da yünlü kumaşlardan yapılıyor. Mei Tai’ye çok benzemesine rağmen sırt kısmı Mei Tai’den daha dar. Açıkçası en beğendiklerim arasında birinci sırada Onbuhimoslar.

    Japonya’da bebeğin sırtta taşınmasına “Onbu” deniyor. Japon dili “Onbu” olayına, taşıyan açısından değil de sırtta taşınan bebek açısından bakmış. Bu ilişkiyi ‘dayanmak, güvenmek, bağlanmak’ diye tanımlamış. Dr. Toi Takeo’nun (1971) Japon toplumu ve kişilik yapısıyla ilgili olarak ortaya attığı “Bağımlı Kişilik Yapısı” kuramı, en temelde Onbu ilişkisine dayanır. Sırtta taşınan bebek hareketsiz, rahat ve sakin görünür. Bol bol uyur. Kolları rahatça aşağıya sarkmış ve avuçları açıktır. Bu duruş bebeğin tam bir güvenlik, doyum ve mutluluk duygusu içinde olduğunu dışa vurur. Katharine Sansom (1937 : 175) şunları yazmış; “Bebek doğacak bir yer arasaydı kendine, Japonya’dan daha iyisini bulamazdı. Çünkü burada çocuğa tapıyorlar. Ondan yararlanmaya kalkmıyor ve ona karşı suç işlemiyorlar (Hirakava Sukehiro 1978 :26 d.) (3)

    AMERİKAN YERLİLERİ

    Cradleboard

    Cradleboard

    Kimi Amerikan Yerli kabileleri Cradleboard denilen bir taşıyıcı kullanıyorlar bebekleri için. Bebek kundaklandıktan sonra Cradleboard’a konuyor ve deri iplerle sıkıca bağlanıyor. Çoğu zaman Cradleboard’a monte edilmiş esneyen bir deri var.

    Cradleboard

    Cradleboard

    Anneler çoğu zaman sırtlarında taşıyorlar bebeklerini. Amerikan yerlilerinin atla tanışmasından sonra ise bazı kabileler Cradleboard’u ata monte de etmişler. Çok iyi at binmelerinin nedeni bu olsa gerek 🙂

    TÜRKİYE (Ordu)

    Ne yazık ki Türkiye geleneksel bebek bakımı ve taşıma yöntemlerine yönelik çok fazla araştırma yok. Fakat Ordu ile ilgili bilgimi size aktarabilirim. Ordu’da kolan denilen genellikle kadınların yük taşımada vs. kullandıkları bir ip örülüyor. Bu ip pamuklu ya da yünden yapılabiliyor. Anneler bebeklerini kolan yardımıyla, bebeğin battaniye ya da örtüsünü bebeğin sırtına koyarak, sırtlarına bağlıyorlar. Kolan’ın ucunda ise harika püsküller bırakılıyor. Bu püsküller de annenin eteğinden aşağı rengarenk sallanıyor.

    kolan

    kolan

    Kolan İpi – Ordu
    Bana verdiğin bilgilerden ötürü sevgili arkadaşım Emine, sana çok teşekkür ederim. Emine de ilk bebeğini sırtına kolanla bağlarmış, çünkü bebeği bir tek sırtındayken dururmuş. “Çok iş olur evde” diyor arkadaşım. “Bu işleri yapmak hem de bebeğime bakmak zorundaydım.”

    Daha bir çok kültürün bir çok taşıma yöntemi var. Aslında ben bunlara taşıma değil de kucaklama yöntemi demek isterim.

    Şimdi “Aman kucağa alıştırma” sözlerine şöylece bir gülelim ve geçelim. Bence bir annenin kucağı o bebeğin evidir.

    Bizi takip etmek isterseniz eğer;
    FaceBook sayfamızda ve Instagram sayfamızda sizleri bekliyor olacağız.

    Sevgilerimle…

    Aylin Toklutepe

    (1) Anisfield E, Casper V, Nazyce M et al (1990). “Does Infant Carrying Promote Attachment?” Child Development, 61(5)

    Blois M. (2005) “Baby Wearing – The Benefits and Beauty of This Ancient Tradition”, Texas: Pharmasoft

    (2) WHO, Media Centre, Preterm Birth, Fact sheet N°363,
Updated November 2014

    (3) Bozkurt Güvenç, 1992, Japon Kültürü, S.284, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 4. Baskı

    BANNDU
  • Eki022015

    Bizim Bebeklerimiz – Emzirme Haftası Kutlu Olsun

    Dünyada 1-7 Ağustos, Türkiye’de 1-7 Ekim tarihleri “Emzirme Haftası”. Tüm annelerinki kutlu ve bol sütlü olsun. Tüm dünyada ilk defa Unicef ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından başlatılmıştır emzirme haftası. Amacı emzirmeyi arttırmak ve yaygınlaştırmak.

    1990’larda Türkiye’de emzirme oranı %30 iken şu anda ne yazık ki sadece %40’larda.

    Bize ne oluyor?

    (daha&helliip;)

    BANNDU
  • Eyl182015

    O Bebekler Neden Ağlamıyor?

    Karnınızdayken bebeğinizi taşımak mucizevi şekilde kolaydır. O yerinde, doğal pozisyonunda (son aylar hariç diyebiliriz) size pek de fazla rahatsızlık vermeden büyür. Doğduğu zaman ise işler oldukça karışır. Bebekler durmadan ağlamaya, biz ise ne yapacağımızı şaşırmaya başlarız.

    Şimdi bu güne kadar öğrendiğimiz her şeyi unutalım ne dersiniz? Okuduğumuz kitapları, bize söylenilenleri… Şu anda Karadeniz ya da Meksika’daki bir köyde olduğumuzu hayal edelim.

    (daha&helliip;)

    BANNDU

İndirimler&Yenilikler